Mobbing nedir ve Mobbing Yasası

Mobbing ismi ülkemizde yeni yeni telaffuz edilmesine karşın, yıllardır süregelen bir eylemdir. Türkçe karşılığı “yıldırma, zorbalık, taciz, psikolojik şiddet” olarak tanımlanmaktadır. Mobbing iş yaşamında, hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve örgütlerde görülmektedir. Geleneksel ve otoriter bir kültür yapısından dolayı ülkemizde son derece yaygındır. Çalışma hayatında  “işyeri travması” diye adlandırabileceğimiz mobbinge okullarda, sağlık sektöründe vb… kurumlarda sıkça rastlanılmaktadır.

Mobbing bir veya daha fazla kişinin kurban seçtikleri kişilere psikolojik ve duygusal yönden zarar vermesi,  zihinsel ve fiziksel yaralanmalara neden olmasıdır. Mobbing kişilik haklarının yara almasından dolayı doğrudan insan hakları kavramı ile ilintilidir.  İnsani şartlarda onurlu yaşabilmek adaletli koşullarda çalışabilmek ve yaptığı işten dolayı ayrım gözetmeksizin ücretini alabilmek insanın en doğal hakkıdır. Zalimce, insanlık dışı ve onur kırıcı davranışlar insan haklarına aykırıdır.

Mobbin kavramı ilk olarak hayvan bilimci Kondrad Lorenz’in gözlemleri sonucu ortaya çıktı. Lorenz, tıpkı insanlar gibi birarada yaşayan benzer doğal dürtülere sahip olan olan kuşlar ve memeli hayvanların davranışlarını, hayatta kalabilmek için yaptıkları mücadeleleri inceledi. Var olabilmek için yaşam alanları içindeki düşmana veya içlerindeki en zayıf halkaya karşı zorbalıklarını, saldırgan tavırlarını ve yok etmeye kadar varan davranışlarını analiz etti.

1970’lerde İsveçli çocuk hekimi Heine Mannin’da çocukların bir arada yaşarken sergiledikleri davranışları gözlemledi. Çocukların yapı itibarıyla yeri geldiğinde çok acımasız olduklarını, hedef seçtikleri kurban üzerinde zorba ve yıkıcı tavır sergilemekten kaçınmadıklarını ortaya çıkardı. Bizlerde okullarda meydana gelen çoğu zaman üzücü sonuçlar doğuran şiddet olaylarına yakından tanık olmaktayız. Çoğu zaman kimlik çatışması, sosyo-kültürel ve ekonomik gerekçeler yüzünden bir çok çocucuğun mobbinge maruz kaldığına şahit olmaktayız.

İş hayatında mobbing kavramını 1980’li yılların başında İsveçli endüstri psikologu Heinz Leymann tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Leymann yaptığı saptamalar sonucunda çalışanlar arasında uzun dönemli düşmanca ve saldırgan davranışları gözlemlemiş ve bu kavramı kullanmaya başlamıştır. Leymann çalışma hayatında mobbing davranışının nedenini, özel niteliklerini, ortaya çıkış şeklini, şiddettin kimler tarafından yapıldığı, mağdur olan kişileri ve doğabilecek psikolojik sonuçları vurgulamış, bu yönde çalışmalar yapmıştır.

Leymann mobbingi uygulayanların zorbalıktan hoşlanan, korkak, nevrotik ve iktidar hırsı olan, kendini ayrıcalıklı hak sahibi gibi gören,kötü karakterli kişiler olduğunu saptamıştır. Bu kişilerin yaptıkları davranışın altında yatan nedenler ise üstünlük kurmak, buyruğu altına almak ve yok etme arzusudur.

Liderlik görevini üstlenmiş insan ilişkilerinde zayıf olan kişilerin astlarına karşı takınması gereken tavırlar konusunda başarılı olamaması iş yerinde gerginlik ve huzursuzluk yaratması da mobbinge davetiye hazırlamaktadır. Bazı kişiler iş yerindeki monotonluktan kurtulmak hayatlarına renk katmak, bir şeylerle meşgul olmak için çalışma arkadaşlarına karşı mobbing uygulamaktan çekinmemekte başta masum gibi görünen davranışlar sonrasında tıpkı virüs gibi yıkıcı etkiler yaratmaktadır. Önce imayla, sonra dedikoduyla hızla yayılmaktadır.

Mobbingin anlaşılabilmesi için öncelikle işyerinde görülen ve yapılan mobbing davranışlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan davranışlar sistematik olarak uzun süre tekrarlanır kişiye negatif etkiler doğurmaya başlarsa mobbing kavramının varlığından söz edebiliriz. Mobbing kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılmaktadır. Mağdura iş vermeyerek, o yokmuş gibi davranarak, çok basit işler vererek, toplantılara çağırmayarak, başarısız olduğuna inandırılarak,en kuytu yere oturtarak, kitle iletişim araçlarından yoksun bırakarak, fikirlerini önemsemeyip dalga geçerek, iş yerinde yapılan özel kutlamalara davet etmeyerek, konuşmasına izin verilmeyerek, sürekli sözü kesilerek, alaycı ve imalı konuşarak, azarlanarak, küçümsenerek, gülünç duruma düşürülerek… Mağdur saygısız ve zararlı bir çok davranışın hedefi haline getirilerek toplum karşısında itibarı düşürülüp işten ayrılmaya zorlanmaktadır.

Mobbing kurbanı kişiler genellikle yaratıcı, üstün yeteneklere sahip, işini çok iyi yapan, çalışma ilkeleri sağlam ve kendinden ödün vermeyen kişilerin yanı sıra yalnız, kadın-erkek ayrımı, bulunulan ortama göre evli veya bekar kişilerde olabilmektedir. Özellikle yeni fikirler üreten kişiler ürettikleri fikirlerin diğerlerini rahatsız etmesi ve yüksek mevkilerde çalışan kişiler için tehdit unsuru oluşturmasından dolayı açık hedef haline gelmektedir.

Yıkıcı etkisi son derece yüksek olan mobbing kişinin hem özel yaşantısını hem de iş yaşantısını tehdit etmekte ruhsal ve fiziksel kalıcı hasarlar bırakmaktadır. Mobbing kurbanları yaşadıkları stresten dolayı ruhsal olarak büyük bir çöküntü yaşamaktadırlar. Kendilerini başarısız, istenmeyen kişi olarak görürler. Her şeyi yanlış yaptıklarına inanırlar. Kendilerine güvenleri kalmaz. Karar verme yetileri ortadan kalkar. Çoğu zaman ağır depresyon geçirirler ve intihara meyilli olurlar.

İşçi ve işveren açısından maddi ve manevi ağır yükümlülükler getiren Mobbinge Avrupa ve Amerika’da yasal düzenlemeler getirilmiş mağdurlar yasalarla koruma altına alınmıştır.

Ülkemizde mobbing son derece yaygın olmakla birlikte işin çok zor elde edilmesi, işsizliğin had safhada olması ve ağır ekonomik koşullardan dolayı mağdurlar içinde bulunduğu durumu kanıksamaktadır. Geleneksel ve otoriter kültür yapısından dolayı sorgulamaktan, şikâyet etmekten çekinmektedir. Mağdurun yaşadığı olumsuzlukları kanıtlaması da oldukça zordur.

Ülkemizde İş Kanunda bu konu üzerinde bir düzenleme bulunmamakla birlikte kamuoyundan gelen tepkiler üzerine yeni Borçlar Kanunun 6098 sayılı 417 maddesi psikolojik taciz olarak mobbig kavramını düzenlenerek çalışanın kişiliğinin korunması sağlamaya çalışmıştır.

MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. 

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.

Yeni yasa taslağı mobbinge karşı önlem alınmasına değiniliyor fakat nasıl önlem alınacağı konusunda bir açıklık getirmiyor. İşverenlerin öncelikle mobbingin ne olduğunu öğrenmeleri hem kendilerinin hem de çalışanların bu konuda eğitim almaları gerekmektedir. Şeffaf yönetim oluşturulmalı, çalışanların memnuniyetini sağlayacak önlemler yerine getirilmelidir.

Çünkü başlangıçta basitmiş gibi görünen kayıplar zamanla ilerlemekte şirketi ve çalışanları maddi ve manevi zarara uğratmaktadır. Kolay yetişmeyen iş gücü, zaman kaybı, sağlık giderleri de epey bir külfet yüklemektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ