Afganistan Halkı

Afganistan bizden uzaklarda ortaçağı yaşayan, kan ve gözyaşının dinmediği bir ülke. Şiddet ve ölüm bu coğrafyada gündelik hayatın bir parçası. Sıradan bir insan için ölüm büyük bir kurtuluş adeta…

Bizler Afganistan’da yaşanan gelişmeleri haber bültenlerinde sadece üzülerek izledik. Bir de pahalı Hollywood yapımı sanal kahraman Rambo’nun Afganistan’ı Komünistlerin elinden tek başına kurtarışını sinemalarda hayranlıkla seyrettik. Afganistan hakkında pek çoğumuzun bildiği bunlar…

İnsan Haklarının ayaklar altına alındığı,  yaşam hakkının olmadığı, hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir ülke Afganistan. Kadının adı bile yok. Burkaya hapsedilen kadın, hayvanlardan bile değersiz.

Yıllarca Batılı devletlerin ellerini üzerinden çekmediği, Sovyetlerin kızıl orduyla 10 yıl boyunca işgal ettiği bu topraklarda 20 Kasım 1985 tarihinde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunu hazırladığı rapora göre sadece Ocak-Eylül arasında 32.755 kişi öldürülmüştür.

Afganistan Halkı

Sovyetlerin, Afganistan’da her türlü hukuk kurallarını çiğneyerek yaptıkları işgal ve bu işgal sırasında yaptıkları katliamlar ( kullanılması yasak silahlar ve  kimyasal silahlar kullanılmıştır) cezasız kalmış, dünya bu olaya sessiz kalmıştır. Aynı olaylar başka bir dine mensup ülkenin başına gelse dünya kamuoyu yine sessiz kalabilir miydi acaba?

Çağdaş bir İslam devleti kuracakları beklentisiyle batılı devletlerin yarattığı Taliban( Dini öğrenci), 1996 yılında Kabili işgal etti, İslam prensiplerine uymayan katılıkta ve  acımasız bir yönetim sergiledi.

“İslamda yaşam hakkı kutsaldır.” İnsanların yaşam hakkını elinden alan, Peştun ve Sünni olmayan herkese kötü davrandılar. “İslamda ayrımcılık yoktur” Peştunlara ayrıcalık tanıyan…zira Afganistan’ın tek hakimi olmak, burada yaşayan 8 milyon Türk ve 6 milyon Tacik’e söz hakkı tanımak istemiyor.

Bir etkinlikte ülkemizde öğrenim gören birkaç Afganistanlı öğrenciyle tanıştım. Afganistan’da yaşanan olaylarla ilgili anlattıkları adeta korku filmi gibiydi.

Talibanın Muhbir diye suçladıkları kişileri boğazlayıp öldürdüklerini, bununla da yetinmeyip cesede işkence yaptıklarını anlattılar. ( Buna ölüm dansı deniliyormuş). Öldüğünüz zaman bile rahat bırakılmıyorsunuz. İşkencenin her türlüsü ölü bedene uygulanıyor.

Bir diğer işkence şeklide insanların kulakları, burnu ve uzuvlarını kesiyorlarmış. İnsanoğlu nasıl bu kadar vahşi olabilir insanın aklı almıyor.

Öğrencilerden birisi bir gecede binlerce kişinin adeta doğrandığını ve içlerinde amcasının da olduğunu anlattı. Kendisi bu saldırıdan tesadüfen kurtulmuş. Gece, sürü sandıkları karartıya, sabah baktıklarında katledilen insanlarla karşılaşmışlar. Cesetlerin korkunç şekilde parçalanmış olduğuna tanık olmuşlar.

Bu ülkede normal şartlarda ölmekte neredeyse bir mucize !!!

Öldürülen yakınlarınıza sahip çıkmak, onları defnetmekte adeta bir kâbus. Öldürülen insanların cesetleri bir tuzak. Yol kenarlarına atılan cesetler bubi tuzaklarıyla ölüm makinesine dönüştürülüyor. Yakınlarının ölüsünü almak için gelen insanlar bu tuzakların kurbanı oluyor. Tüm bu yapılanlar kameraya alınıyor ve zafer nidalarıyla izleniyor.

Dış güçlerin adeta çembere aldığı bu ülke, bugünde dünya uyuşturucu ticaretinin merkezi. Tarih öncesi ziraatın ilk başladığı bu toprakların yarısı şimdi haşhaş tarlalarıyla dolu. Uyuşturucudan elde edilen gelir, karanlık güçlerin daha da iştahını kabartıyor. Ülkede iç savaş tırmanarak devam ediyor.

Kabileler arası husumet artarak devam ediyor. Emperyalist devletlerin ellerini üzerinden çekmediği Afganistan bugün harap, yıkık, dökük ve çağdışı.

Atatürk Türkiye’si savaştan yeni çıktığı, olanaklarının kısıtlı olduğu o dönemlerde bile Afganistan’a elini uzatmış, gerekli her türlü desteği göstermişti. Bu ülkeye subaylar, öğretmenler ve akademisyenler gönderildi. Afganistan ile karşılıklı iktisadi ve askeri anlaşmalar yapıldı.

Atatürk biliyordu ki Afganistan’ı elinde tutan Asya’nın anahtarını elinde bulundururdu. Asya’ya açılan her kapı burada bulunuyor. Emperyalist devletler bunu bildikleri için bu topraklardan kanın ve gözyaşının bitmesini istemiyor. Burada yaşayan masum insanlar açlık, sefalet ve ölüm korkusu içinde hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor.

Bizler olanları sadece üzüntü ile film izler gibi seyrediyoruz. Oysa unutmayalım Afganistan’da acı çeken, insan haklarından yoksun birçok etnik grubun yanında 8 milyon Türk’de yaşıyor. Bizlerin atacağı her adım onlara bir ışık gibi gelecektir.

1921 Türkiye’si Afganistan’ın gelişmesinde o zor koşullar altında katkıda bulunmuşsa, bugünde aynı katkıyı yapabilir. Bu ülkeyi kendi kaderine tayin ederek bırakmak, hem kendimizi hem de  Afganistan da yaşayan insanları cezalandırmaktır.

Biliyoruz ki her yönden güçlü bir Afganistan Asya’nın kilidi olacaktır.

Kaynak: www.mavimenekse.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ